27 Mart 2013 Çarşamba

<iframe frameborder="0" height="400" src="http://xml.memurlar.net/iframe/news/vertical/?img=true&theme=blue&width=300&height=355&slide=true&isheadline=false" scrolling="no" width="300"></iframe>

23 Mart 2013 Cumartesi

16 Mart 2013 Cumartesi

YLSY Rehberi: Rehber hakkında birkaç söz..

YLSY Rehberi: Rehber hakkında birkaç söz..:     1416 sayılı kanuna dayalı olarak 1929 yılından bu yana devlet bursu ile yurtdışına lisans ve lisansüstü eğitim görmek üzere birçok öğre...

7 Mart 2013 Perşembe

Instagram

6 Mart 2013 Çarşamba

http://www.haberx.com/milli_egitim_bakani_meb_burslu_yurt_disinda_egitim_gorenlerin_sorunlarini_cozmemeli_mi(19,w,12037,291).aspx

http://www.haberx.com/milli_egitim_bakani_meb_burslu_yurt_disinda_egitim_gorenlerin_sorunlarini_cozmemeli_mi(19,w,12037,291).aspx

http://www.memurlar.net/haber/160316/

http://ylsyrehberi.blogspot.com/p/ylsy-kronolojisi.html

http://ylsyrehberi.blogspot.com/p/ylsy-kronolojisi.html

75 bin dolar masraf yapılan burslu öğrencileri memur yapıyoruz


75 bin dolar masraf yapılan burslu öğrencileri memur yapıyoruz

Milli Eğitim Bakanlığı, 1416 sayılı Kanun kapsamında 2006 ve 2007 yılında yurt dışına burslu öğrenci gönderdi. Buradaki amaç, o günlerde, yetişmiş uzman personel açığını gidermek olarak belirtilmişti. Ancak 2 yıllık süre boyunca 75 bin dolara yakın masraf yapılan bu öğrenciler, MEB'in gerekli planlamayı iyi yapmamış olmasından dolayı şuan için taşradaki il milli eğitim müdürlüklerine memur olarak atanmaktadır. Burslu öğrencilerin, yaşanan soruna dair tespitleri için başlığa tıklayınız.
Memurlar.net Yonetimine,
Ulkemiz her yil milyonlarca dolar harcayarak gayet titiz bir sekilde secilmis basarili ogrencileri devlet adina yuksek lisans egitimi gormek uzere dunyanin en iyi universitelerine gonderiyor. Egitimlerini enguzel sekilde tamamlayan ogrencilerin geri donmesi ve uzmanliklariyla ilgili alanlardaTurkiye'nin kalkinmasina katkida bulunmasi en buyuk hedef. Bu ogrencilerden bir kismi donmuyor,yurtdisinda kariyerlerini surdurmeyi tercih ediyor. Donenlerin bir kismi ise donduklerinde karsilarina cikan sok edici durum nedeni ile buyuk hayal kirikligina ugruyorlar. Mesela teknoloji yonetimi alaninda dunyanin en iyi universitelerinden birinde master egitimini tamamlayip gorev talep eden bir yuksek muhendisin ikamet ettigi ilin il milli egitim mudurlugune memur olarak atandiginisoylesek, bunun hem ogrencinin emeklerinin heba edilmesi, hem de milletimizin kaynaklarinin bosa harcanmasi anlamina geldigini dusunmez misiniz? Evet, ne yazik ki olmakta olan bu. Eger bir an once onlem alinmazsa, yuzlerce ogrenci ayni duruma dusecek.
Bizler Burslu Ogrenciler, bursumuz: Milli Egitim Bakanligi Yurtdisi Lisansustu Egitim Bursu. Bizler "5 yilda 5 bin ogrenci projesi" kapsaminda Kamu kurumlarinda istihdam edilmesi planlanarak yurtdisinagonderilen ogrencilerden 2006 ve 2007 yillarinin burslarini kazanip giden ogrencileriz. 2006 yilindaUniversite ve kamu kurumlari kategorilerinde ve 2007 yilinda TPAO, Kamu Kurumlari ve Yuksekogretim Kurumlari kategorilerine ayrilarak yurtdisina gonderildik. Bu e-postayi size atmamizin nedeni icinde bulundugumuz durumun Memurlar.net araciligi ile kamuoyuna en iyi sekilde yansitabilecegimizi dusunmemizdir.
Icinde bulundugumuz durum nedir?
2006 yilinin burslulari olarak kamu kurumlari adina master ve yuksekogretim kurumlari adina doktora yapmaya gonderildik. 2007 yilinda yurtdisina gonderilirken 3 kategoriye ayrildik. TPAO adina gidenler, Kamu Kurumlari adina girenler ve Yuksekogretim Kurumlari adina gidenler. OSYM'nin sitesinde yayimlanan ve 2007 yilina ait burslu ogrencileri secme ve yerlestirme kilavuzunun birinci sayfasinda kalin puntolarla su yazili idi:
"Bu Kilavuz, 1416 sayili Kanuna dayali olarak, yuksekogretim kurumlarinin ogretim elemani, Turkiye Petrolleri Anonim Ortakligi (TPAO) ile kamu kurumlarinin uzman personel ihtiyacinin karsilanmasi amaciyla, Turkiye Cumhuriyeti Milli Egitim Bakanligi (MEB) tarafindan resmi-burslu statude lisansustu ogrenim gormek uzere yurtdisina gonderilecek adaylarin, secimi ile ilgili basvuru ve tercihlerinin degerlendirilerek kontenjanlara yerlestirme esaslarini kapsamaktadir. T.C. Yuksekogretim Kurulu Ogrenci Secme ve Yerlestirme Merkezi (OSYM) tarafindan hazirlanan bu kilavuzun uygulanmasi, T.C. Milli Egitim Bakanliginin 01.10.2007 tarih ve 21265 Sayili Makam Onayi ile kabul edilmistir."
(ftp://dokuman. osym.gov. tr/2007YLSY/ YLSY2007_ KILAVUZ_YENI. pdf linkinden ulasilabilir)
Bu ifadeye gore Yuksekogretim Kurumlari adina gidenler donduklerinde hangi universite adina gitmisler ise o universiteye ogretim elemani olarak, TPAO ve Kamu Kurumlari adina gidenler ise uzman personel olarak doneceklerdi. Universiteler ve TPAO adina gidenler bakimindan pek bir problem olmadi. TPAO adina gidenler yukseklisanslarini takiben donuste uzman yardimcisi ve muhendis kadrolarinda istihdam edildiler. Universiteler adina gidenler ise kimi basta adina gittigi universitede kadro olmadigi icin o universiteye donemese de diger universitelerle anlasarak zorunlu hizmetlerine basladilar. Asil problem ise Kamu Kurumlari adina giden ogrencilerin donuslerinde yasandi.
Kamu kurumu adina giden ogrenciler olarak biz, OSYM kilavuzundaki yukarida belirtilen ibare paralelinde bir kamu kurumunda uzman personel olarak calisacagimizi dusunuyorduk. Ayni soz bize 24 Ocak 2008 tarihinde Milli Egitim Bakanligi Sura Salonunda Sn. Basbakan, Milli Egitim Bakani ve YOK Baskani'nin da katildigi toplantida verilmisti. Bize denmisti ki "Kamu kurumlari adina giden ogrencilerin kurumlari henuz belli degil; kurumlarin belirlenmesi ile ilgili calismalar yapiliyor; donuste hangi kuruma doneceginiz netlik kazanmis olacak". Ancak 2006 ve 2007 bursu ile yurtdisina kamu kurumlari kategorisi adi altinda master yapmaya gidenler olarak 2009 baharinda ve sonbaharinda donmeye basladigimiz zaman sok edici bir durum ile karsilastik. Mezun olduklarina dair gerekli belgeleri MEB Yuksekogretim Genel Mudurlugu'ne (YOGM) yollayip gorev talep eden arkadaslarimiz atamalarinin hangi kuruma yapilacagini ogrenmek icin kuruma basvurduklarinda YOGM Planlama ve Istihdam Subesi'nden aldiklari yanit su idi: "MEB sizi herhangi bir kurumla iliskilendirmek yetkisine sahip degil, iki aylik sure icerisinde KPSS puanlarinizla gereklerini yerine getirdiginiz bir kamu kurumu ile anlastiginizda zorunlu hizmetinize o kurumda basliyorsunuz. ALES puaniniz varsa anlastiginiz bir universiteye atamanizi arastirma gorevlisi olarak da yapabiliriz. Bunlarin hicbiri olmadigi takdirde gorev talep dilekcenizi takiben ucuncu ay icinde atamaniz ikamet ettiginiz ilin Milli Egitim Mudurlugu'ne memur olarak yapilir".
Uzman Personel olarak atanacagimizi beklerken Milli Egitim Mudurluklerine memur olarak atanma durumu ile karsilastik. Su anda Milli Egitim Mudurluklerinde memur olarak baslayip zorunlu hizmetlerini yerine getirmeye baslamis arkadaslarimiz mevcuttur. Bazi arkadaslarimiz halihazirda ikamet ettikleri illerin Milli Egitim Mudurluklerine atanacaklari gunu beklemektedirler. Halen 2007 kamu kurumlari burslularinin onemli bir bolumu yurtdisinda egitimlerine devam etmekte olup bu senenin bitiminde egitimlerini tamamlayip donduklerinde ayni durumla karsilasacaklardir.
Icinde bulundugumuz durumun garipliklerini siralamaya gelince:
-Biz 1416 Sayili Kanun'a gore yurtdisinda yollandik. 1416 Sayili Kanun'un 17. ve18. maddelerinden anlasilacagi uzere MEB adina gittigimiz kuruma bizi devretmekle yukumlu. Ancak sorun su ki biz MEB tarafindan hicbir kuruma devredilmedik cunku hicbir zaman adina gittigimiz kurum belli olmadi. Ancak hangi kurum adina gittigimiz MEB'e soruldugunda imzaladigimiz taahhutnameden yola cikilarak MEB adina ve hesabina gittigimiz soyleniyor. Isin celiskili tarafi su ki MEB'in bizi atadigi Milli Egitim Mudurluklerinde uzman kadrosu yok. Bu yuzden memur olarak ataniyoruz.
-Bize donuste ihtisasimiza uygun bir kurumda gorevlendirilecegimiz ve kurumlarin belirlenmesi icin calismalarin yurutuldugu soylendi. Ayni zamanda bu, burs esaslarimizi ve zorunlu hizmet sartlarimizi belirleyen 1416 Sayili Kanun'un 18. Maddesi'nde de belirtilmis durumda (Avdet ve muracaat etmis olan bir talebe ihtisasi dahilinde kendisine teklif olunacak hizmeti kabule mecburdur). Ayni zamanda uzman personel olarak istihdam edilecegimize dair ibare de burs esaslarimizi belirleyen OSYM kilavuzunda MEB onayli sekli ile de yer almaktadir. Simdi ise ancak ve ancak KPSS puani ile kurumlarin sinavlarina girmeye hak kazanip girip kazandigimiz takdirde zorunlu hizmetimizi kazandigimiz kurumda yapabilecegimiz soyleniyor. Bircogumuzun ise yurtdisinda gecirdigimiz zaman icinde KPSS'ye girememis olmaktan dolayi gecerli KPSS puani yok. Olsa bile iki aylik sure icinde istedigimiz ve ihtisasimizla ilgili kurum sinav acmayabilir. Acsa bile kazanmamiz kesin degil. Ayni durum ALES ve universitelere arastirma gorevlisi olarak girme konusunda da gecerli. Halbuki 657 sayili kanunun mecburi hizmet ile ilgili 224. maddesinde mecburi hizmeti olanlarin sinavsiz atanacaklari ve kamu kuruluslari arasinda hizmet devirlerinin mumkun oldugu yaziyor ancak bu madde isletilmiyor. Nedeni ise kurumlarin kendi personelini kendi secmek istemesi ve Devlet Personel Baskanligi'nin burslu ogrencilerin kurumlara sinavsiz atamalarinin yapilmasi konusunda olumlu gorus bildirmemesi olarak gosteriliyor. Sonuc olarak, 2006 ve 2007 yilinin bursu ile kamu kurumlari adina yurtdisina gidip yukseklisans yapip donen arkadaslarimiz ihtisaslari ne olursa olsun ikamet ettikleri ilin milli egitim mudurluklerine "aday memur" olarak ataniyorlar.
Aramizda MEB Mustesarligindan ve YOGM'den ust duzey yetkililerle gorusen arkadaslarimiz var. Hepsine soylenen sey sudur: "Mevzuatta karisiklik var, durumun farkindayiz" .
Durumun farkinda olan yetkililer henuz bu durumu ortadan kaldirmak icin birsey yapmadilar. Su anda devletin milyonlarca dolar akitip yurtdisina yollayip master yaptirttigi ogrenciler donuste lise mezunlari ile ayni kadroya, "memurluk" kadrosuna, atanip zorunlu hizmetlerini ifa etmeye basliyorlar. Basit bir hesap: Amerikada master maliyeti(ort. 2 yil sursun)+ ogrenciye verilen ayliklar toplami =$ 75,000. Kamu adina gonderilen ogrenci sayisi 1000 civarinda olsun. 75 Milyon dolar... Su ana dek bireysel cabalar sonucunda bir kazanim elde edemedik. Bize bu konuyu kamuoyuna duyurma konusunda yardimci olacaginizi dusunerek sizlere durumumuzu iletiyoruz.
Sorunu dile getirmenin yaninda cozum onerileri sunmayi da odev biliriz. Bizce uzun vadede bu magduriyet yaratan durumun giderilmesinin yolu yabanci memleketlere ogrenci gonderilmesini duzenleyen 1929 tarihli 1416 Sayili Kanun'un yerine daha kapsamli ve ayrintili bir kanun cikarilmasidir. Bursiyerlerin il milli egitim mudurluklerine memur olarak atanmalari ve burada bahsederek konuyu dagitmak istemedigimiz baska sorunlarin da yeni bir yasa cikarilmasi sayesinde cozume ulastirilacagini dusunuyoruz. Kisa vadede ise ayrintili olarak belirttigimiz sorunumuzun cozulmesinin yolu Devlet Personel Baskanligi'nin burslu ogrencilerin sinavsiz sekilde kamu kurumlarina atanmasinin onunu acacak sekilde gorus bildirmesi ve bu konu ile ilgili gerekli duzenlemelerin ilgili kurumlarca yapilmasidir. Onceden de belirttigimiz gibi 657 sayili kanunun mecburi hizmet ile ilgili 224. maddesi boyle bir gorus icin yeterince dayanak sunmaktadir. Devlet Personel Baskanliginin kamu kadrolarini hak etmeyen kisilerden korumak en temel gorevidir. Ancak bizlerin sadece bizi gonderen kamu kurumu tarafindan atanabilecegimiz gorusu kamu kurumlari adina yurtdisina giden ogrencilerin ihtisaslarindan bagimsiz olarak Milli Egitim Mudurluklerinin memur kadrolarina atanmalari sonucunu dogurmaktadir. Herbir ogrencinin devlete maliyeti yuzbinlerce liradir. Herbir ogrenci Turkiye'ye faydali olma sorumlulugunu tasimaktadir ve bu potansiyele sahip olduklarini yurtdisinda egitimlerini basarili sekilde bitirip donerek de ispatlamislardir. Dunyanin en iyi universitelerinden nice emekler vererek aldigimiz diplomalar bu kadar degersiz olmamalidir. Bu sorun sadece 2006-2007 burslularinin degil, universitelere atanmak istemeyen yada universitelerin kabul etmedigi tum ogrencilerin sorunudur ve ivedilikle cozulmesi herseyden once bizlere yaptigi yatirimdan etkin sekilde faydalanamayan devletimizin yararinadir.
Kamuoyuna Saygiyla Duyurulur.
Memurlar.Net

3 Mart 2013 Pazar

Siyonizm


3 Mart 2013 Pazar 23:16
Başbakan Erdoğan’ın, Siyonizmi insanlık suçları arasında saymasına İsrail ve ABD’den tepki gelirken, İsrail’in kurulduğu günden bugüne gerçekleştirdiği katliamlar, Siyonizmin insanlık için ne büyük bir tehdit olduğunu gözler önüne seriyor.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Viyana’da katıldığı ‘’5. Medeniyetler İttifakı Forumu’’ndaki “Tıpkı siyonizm gibi tıpkı antisemitizm gibi, tıpkı faşizm gibi, İslâmofobyanın da bir insanlık suçu gibi görülmesi kaçınılmaz hal almıştır” çıkışı, İsrail’in Siyonizm adı altında gerçekleştirdiği katliamları tekrar gündeme getirdi.
Siyonist İsrail’in tarihine bakıldığında, Lübnan, Suriye ve Filistin başta olmak üzere Afrika’da bile birçok katliam gerçekleştirmesi ve bu katliamlarda kadın, çocuk demeden kundaktaki bebekleri bile hunharca katletmesi, Başbakan Erdoğan’ın sözlerinin haklılığını ortaya koydu.
İsrail, 1948’te Dahmas Camii’ne sığınan 450 Müslüman’ı toplu halde zalimce katlederken, 1956’da Han Yunus’ta bulunan mülteci kampında 275 kişi elleri arkadan bağlanıp, enselerinden vurularak katledildi.
İsrail, 1972’de Suriye’de 7 köyü bombalayarak, en az 200 kişiyi insafsızca öldürdü. 1973’te Libya Havayolları’na ait bir yolcu uçağı, İsrail tarafından düşürülerek, içindeki 107 yolcu ve mürettebatı öldü.
1979’da İsrail, Güney Lübnan’a 113 gün boyunca aralıksız zalimce saldırarak, 300 kişiyi öldürürken, 200.000’den fazla Filistinli ve Lübnanlı kaçmak zorunda kaldı, 800 kişi yaralandı ve 7 binden fazla ev de tahrip edildi.
1981’de Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırısı düzenleyen İsrail jetleri, 300 masum insanı katletti. Lübnan’ın başka bir bölgesine yapılan saldırıda ise 150 kişi katledildi.
1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında Sabra ve Şatilla kamplarına gerçekleştirdiği saldırı, en kapsamlı ve en büyük soykırımlardan biri olarak tarihe geçti. Baskın esnasında, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 3.000’den fazla insan katledildi. Sabra ve Şatilla Mülteci kamplarındaki bu korkunç katliam, dönemin Savunma Bakanı olan İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron’un emir ve talimatlarıyla gerçekleştirildi. Katledilen kadınların büyük kısmı, önce tecavüze uğramıştı.
İsrail, 1996’da Kana Mülteci Kampı’nı havadan bombalayarak, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere masum insanları, acımasızca katletti. Bu katliamda, 100’den fazla insan hayatını kaybederken, kundaktaki bebekler bile öldürüldü.
2002’de Filistin Batı Yaka’daki Cenin Mülteci Kampı’na zırhlı birliklerle saldıran İsrail ordusu, yaklaşık 1300 sivili zalimce katletti. İsrail, Hizbullah karşısında yenildiği savaşta ise sivil halka saldırırken, köprüleri, camileri, evleri havaya uçurdu. Bu kalleş saldırı neticesinde 1152 şehit, 3500’den fazla da yaralı oldu. Katledilenlerin 400’den fazlası ise çocuktu.
Çocukların Başları Kesilmişti
İsrail, 2008’de Gazze’de kadın-çocuk demeden 1500 masum insanı öldürdü. 1948’de Naser Al-Din Katliamı, 1948 Tantura Baskını, Dawayma katliamı, Houla Katliamı, Deir Yassin Baskını’nda birçok masum insan öldürüldü. 1948’de Deir Yassin halkı, Siyonist militanlar tarafından katledilmişti. Baskın esnasında hamile kadınların karınları yarılarak bebekleri dışarı çıkarılmış, kurbanların organları parçalanmış, çocuklar dövülmüş ve tecavüze uğramıştı. Deir Yassin katliamı sırasında 52 çocuk, annelerinin gözleri önünde öldürülmüş, daha sonra da başları kesilmişti. 60’tan fazla kadın ise vücutları parçalanarak öldürülmüştü.
1953’te Kibya Katliamı, 13 Ekim 1953 tarihinde gerçekleşen Kibya baskını esnasında yüzlerce ev yıkıldı ve yarısından fazlasını kadın ve çocukların oluşturduğu 69 sivil katledildi. 1956’da Siyonistlerin Gazze’ye yaptıkları baskında, kadın ve çocuklar katledilirken, 1968’de İrbid şehrini bombalayan İsrail uçakları, Filistinlileri katletti. 1970’te Mısır sınırındaki Abu Za’abel Katliamı’nda ekmek parası için çalışan işçiler öldürüldü.
Okulu Bombaladılar
1970’te Sha’a Katliamı’nda okulu bombalayan İsrail, 46 çocuğu katletti. İsrail, 1985’te Tunus’taki FKÖ karargâhına hava saldırısı düzenleyerek, 70 kişiyi insafsızca öldürdü. 1990’da Kudüs’te İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu sivil Filistinliler hayatını kaybetti. 1994’te Hz. İbrahim Camii’nde Müslümanlar namaz kılarken, öldürüldü.
Mescid-i Aksa’da Vahşet
İsrail, 1996’da Mescid-i Aksa’da namaz kılan Müslümanların kafalarına kurşun sıkarak şehid etti. 1998’de İsrail’in kuruluşunun 50. yıldönümünde, çıkan çatışmalarda masum Filistinliler öldürüldü. 2004’te Şeyh Ahmet Yasin sabah namazı çıkışında hunharca katledildi. Yine 2004’te Gazze şeridindeki Rafah’ta, İsrail askerleri bir yandan Filistinlilere ait evleri yıkarken diğer yandan Filistinlileri öldürdü. 2004’teki Rafah Katliamı’nda, otomatik silahlarla kadın ve çocuklar katledildi. 2006’da Kana’da 37’si çocuk olmak üzere 60’tan fazla sivil katledildi ve kasaba yerle bir edildi. 2008’de ‘Dökme Kurşun Operasyonu’ adı verilen ve Filistin’in havadan ve karadan bombalandığı soykırım girişiminde çoğu kadın ve çocuk 1500 kişi hunharca katledildi.
Mavi Marmara Katliamı
İsrail, 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda kanlı bir saldırı gerçekleştirdi. İsrail’in gerçek mermiler kullandığı saldırıda, 9 Türkiye vatandaşı şehit oldu.
2012 yılında İsrail’in Gazze’ye gerçekleştirdiği Bulut Sütunu operasyonunda, Delu ailesinden 6’sı çocuk olmak üzere toplam 12 kişi şehit oldu.

YLSY Yurtdışı Lisansüstü Eğitim Seçme ve Yerleştirme Rehberi


 1416 sayılı kanuna dayalı olarak 1929 yılından bu yana devlet bursu ile yurtdışına lisans ve lisansüstü eğitim görmek üzere birçok öğrenci gönderilmiştir. Söz konusu kanuna dayalı olarak 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlattığı "5 Yılda 5000 Öğrenci Projesi" ile 'YLSY Bursu' (MEB Bursu) adı altında eskiye nazaran daha fazla sayıda öğrenciye devlet bursuyla yurtdışında eğitim alma olanağı sağlanmaya başlanmıştır.

    2006 yılından bu yana yayınlanmış olan YLSY bursu (MEB bursu) başvuru kılavuzlarının incelenmesinden de görüleceği üzere, YLSY her sene güncellemelere tabi tutulan bir burstur. Kılavuzlardaki değişim bir yana bu bursla ilgili devlet tarafından kamuoyuna da yeterli bilgi akışı sağlanamamıştır. Bursla ilgili birçok bilinmeyen durum söz konusudur ve gelecek yıllardaki uygulamalar hakkında şimdiden bir öngörüde bulunmak çok zordur.

   Bu web sayfası, rehber olma iddiasını taşımamakla birlikte söz konusu zorunluluğu bir nebze kolaylaştırabilmek ve YLSY bursu (MEB bursu) adaylarına bu bursla ilgili fikir verebilmek adına düzenlenmiştir.

    Kendisi de bu burstan faydalanmış olan ve bursun organize edildiği Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili bölümünde de bir yıl süre ile çalışmış olan site kurucusunun sizlere sunmuş olduğu bu sayfalar, bursla ilgili birkaç yıllık tecrübenin ürünüdür ve herhangi bir maddi kaygı taşımadan sizlerin istifadesine sunulmuştur. Rehberin halen eksik taraflarının bulunduğu yazar tarafından bilinmekle beraber, eksiklerin giderilmesi için yapılacak her türlü yardımlar memnuniyetle karşılanmaktadır.

   Sayfaların içeriğinde birçok farklı kaynaktaki bilgilerden alıntılar yapılmıştır. Rehberi hazırlayan, YLSY bursunu (MEB bursu) kazandığı süreçte birçok sıkıntı çekmiş (bkz. YLSY Uzmanı), kendi çektiği sıkıntıları başkalarının çekmemesi kastı ve niyetiyle bu çalışmayı oluşturmuştur. Blog yazarının ziyaretçilerden tek beklentisi iyi dilek ve temennilerdir.

2 Mart 2013 Cumartesi

Şeybani KARACA: Mahir zain

Şeybani KARACA: Mahir zain

http://ninite.com/

Hazır  Prolar


http://ninite.com/

İcra Müdürlüğü Ve Yardımcılığı

Bu sınav Adalet bakanlığı tarafından Ösym ye yaptırılan  bir kurum sınavıdır.
Başlıca konular:


Medeni Usul Hukuku
Usul Hukukuna Giriş
Temel Kavramlar
Yargı Örgütü
Yargı Görevlileri
Yazı İşleri
Usuli Uyuşmazlıklar
Yargı Yolu Uyuşmazlıkları
Görev Uyuşmazlıkları
Yetki Uyuşmazlıkları
İş Dağılımı Uyuşmazlıkları
Yargı Yeri Belirtilmesi Uyuşmazlıkları
Usuli İşlemler
Usul İşlemlerinin Genel Kuralı
Süreler , Adli Tatil Ve Eski Hale Getirme
Tebligat
Dava
Davanın Tarafları
Dava Koşulları
Dava Türleri
Davanın Açılması
Davanın Aşamaları
Usuli Durum Ve İstemler
Davaya Katılma (= Müdahale)
Dava Arkadaşlığı
Davanın İhbarı (= Duyurulması)
Davaların Birleştirilmesi Ve Ayrılması 
Davada Özel Sorunlar
Davada Hukuksal Yardım (= İstinabe)
Davanın Islahı
Davanın Konusuz Kalması
Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması
Davanın Açılmamış Sayılması
Davaya Son Veren Taraf İşlemleri
İspat
Genel İspat Kuramı
Kanıtlar
Geçiçi Hukuksal Koruma
İhtiyati Tedbir
Kanıtların Tespiti Ve Diğer Geçici Hukuksal Korumalar 
Yargılama Giderleri Ve Adli Yardım
Yargılama Giderleri
Adli Yardım
Yasa (= Kanun) Yolları
Giriş
Türk Hukukunda Yasa Yolları
Hükmün Açıklanması, Düz Eltilmesi Ve Kesinleşmesi
Hükmün Açıklanması (= Tavzih ) Ve Düzeltilmesi (=Tashih)
Kesin Hüküm
Özel Usul Ve Mahkemeler
Özel Yargılama Usulleri
Özel Mahkemeler
Tahkim
Tahkim Yargılamasına Giriş
Tahkim Usul
Mahkeme Kararlarının Birbirine Etkisi
Hukuk Ve Ceza Mahkemesi Kararlarının Birbirine Etkisi
İcra Ve İflas Hukuku
Takip Hukukuna Giriş
İcra Hukuku
Haciz Yoluyla Takip
Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip
İflas Hukuku
Koşulları
İflas Yolları
İflasın Ertelenmesi
İflasın Hukuksal Sonuçları
İflas Tasfiyesi
İflas Yasaklılıklarından Kurtulma Yolları
İyileştirme (Rehabilitasyon) Hukuku
Genel İlkeler
Adi Konkordato
Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato
Alacaklıları Koruyucu Diğer Önlemler
Kıymetli Evrak Hukuku
Neden Kıymetli Evrak Hukuku ? Adi Senetlerle Farkı ,
Piyasa Güvenliğini Sağlama Ve Koruma Kaygıları ,
Tasnif, Defiler , Temel Kavramlar
Kıymetli Evrakın Zıya Ve İptali
Kambiyo Senetleri (Ticari Senetler)
Karşılaştırmalı Olarak Poliçe Ve Bono
Çek